Alper Doğan Production Telefon 08/17: 0541 344 344 0

Ses Bükümü, Alıştırma - Ses Bükümü, Kelime - Kelimenin Elemanları, Söyleniş, fonetik, fonetik nedir, Alıştırma - Fonetik

Ses Bükümü

Konuşurken ses perdelerinin değişmesine “büküm” adı verilmektedir. Ses çıkışı monoton olmayıp yüksek-alçak tonda, hızlı-yavaş arasında, duraklamalı-duraklamasız, vurgulu-vurgusuz arasında değişerek çıkmalıdır. Sesin değişirliğine yani bükümlülüğüne, sesin müzikselliği de denilebilir. Çevrenize dikkat ediniz herkesin birbirinden farklı konuşma biçimi vardır; çünkü bükümlülüğü farklıdır. Dilde büküm, doğal büküm ve yapma büküm olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Doğal büküm; dilin gerektirdiği gibi histen ve düşünceden ayrılmayan büküm şeklidir.Yani konuşma esnasında konunun gerektirdiği olağan bükümlerdir. Yapma büküm; dilin gerektirdiği bükümü bozarak histen ve düşünceden ayrı yapmacık olarak uygulanan bir büküm şeklidir. Konuşma sırasında söze özel bir anlam katmak, duygusal öğelere ağırlık ve önem vererek kitleleri etkilemek amacıyla oluşturulan bükümlerdir. Bu tarz konuşmalar zaman zaman inandırıcılıktan uzak olacağı için, bu tarzda konuşmaktan kaçınmak gerekir. Ses bükümleri veya tonlamaları anlatılmak istenen fikir ve hislerden ayrılmamalıdır. Ama söz söyleyen kişi konuşurken “giriş ve bitirişlerin” iyice anlaşılmasını sağlayacak şekilde konuşmalıdır.

Alıştırma - Ses Bükümü
1. Aşağıdaki parçayı anlatılmak istenen bir fikir ve hisleri hissettirerek bükülmeyiniz.

CHİMENE: Bütün gayretime rağmen gizlemeye muvaffak olamadığım bir sırrı artık sizden saklamaya lüzum görmüyorum, haşmetmeap. Ben seviyordum, siz de anlamıştınız; fakat babamın intikamını almak için sevgilimi pek tabii olarak cezalandırmak istedim. Aşkımı, vazifeme nasıl feda ettiğimi zati haşmetaneniz kendi gözlerinizle gördünüz. Nihayet, işte Rodrigue öldü ve onun ölümü beni amansız bir düşman vaziyetinden matemli bir sevgili haline getirdi. Sebebi hayatım olan babama karşı böyle bir intikam boynumun borcu olduğu gibi, şimdi sevgilime karşı bu göz yaşlarını dökmek de gene boynumun borcudur. Don Sanche beni müdafaa etmekle mahvıma sebep oldu, halbuki ben şimdi beni mahveden adama zaten zafer mükafatı oluyorum! Haşmetmeap, eğer bir kral kalbinin merhametle yumuşama ihtimali varsa lütfen beni bu ağır mahkumiyetten kurtarınız; sevgilimin hayatına mâl olan bu zaferin mükafatı olarak ben ona bütün servetimi bağışlıyorum, buna mukabil o da beni bana bağışlasın; ben de bir manastıra kapanıp son nefesime kadar gece gündüz hem babama, hem sevgilime ağlayayım.

(Corneille, le Cid. Çeviren: İ. H. Danişmend. Perde V. Sahne VII)

2. Aşağıdaki parçayı istenilen etkiyi meydana getirecek şekilde; ama sesi ölçülü kullanarak okuyunuz.

JULİET: Elveda. Allah bilir bir daha ne zaman karşılaşacağız. İçimde, damarlarımı ürperten, kanımı donduran, hafif soğuk bir korku var! Buraya gelip beni teselli etsinler; çağıracağım: Sütnine! Lakin onun burada ne işi var? Bu hazin sahneyi tek başıma oynamam lazım.Gel, küçük şişe! Ya bu terkibin hiçbir tesiri olmazsa! O zaman yarın sabah evlenecek miyim? Hayır, hayır, bu mani olacak. Sen şurada yat. (Hançeri yatağın üstüne koyar.) Ya şişenin içindeki mayi, rahibin beni Romeo ile gizlice evlendirdiği meydana çıkıp da haysiyeti, şerefi sarsılmasın diye içirmek istediği bir zehirse? Galiba, zehir bu; ama içim bu şüpheye karşı isyan ediyor. Mukaddes bir adam, nasıl yapar böyle bir şeyi? Ya mezara gömülünce Romeo beni kurtarmaya gelmeden evvel uyanırsam? Ah ne müthiş şey, yarabbim! İçine bir nefes temiz, can veren hava girmeden lahitte tıkanarak boğulmaz mıyım? Romeo geldiği zaman beni orada boğulmuş bulacak. Yaşasam bile oranın dehşeti; gece ve ölüm, o eski mahzen, yüzlerce seneden beri ecdadımın kemiklerini içine alan bu tarihi makber beni çıldırtmaz mı? Tibalt’in kefeninin içinde taafün etmeye başlıyan taptaze, kanlı cesedini görür de çıldırmaz mıyım? Orada, gecenin bazı saatlerinde ruhlar dolaşırmış. Ah, erken uyanarak o fena kokuları duyar, topraktan çekilen Mandragora feryatları gibi insanları çıldırtan haykırışlar işitirsem. Ben, ben! Çıldırırsam! Bu müthiş korkuların tesiri ile deli olmaz mıyım? O zaman bir çılgın gibi ecdadımın kemikleri ile oynayacak ve yaralı Tibalt’i kanlı kefeninden mi çıkaracağım? Bu cinnet halindeyken bir akrabamın kemiğini sopa gibi kullanarak kafa tasımı patlatacak, zavallı beynimi dışarı fırlatacağım, öyle mi? Ah! işte, yeğenimin hayalini görüyorum.
Hortlak! Romeo’yu arıyor… Bir hancerin sivri ucuyla canını alan Romeo’yu! Dur. Tilbalt, dur! Romeo, geliyorum! Şerefine içiyorum. (İçer ve yatağa düşer.) (W.Shakespeare, Romeo ve Jülyet, Çeviren: İlhan Siyami Tanar. Perde IV. Sahne III.)

UYGULAMA FAALİYETİ İşlem Basamakları Öneriler

. Öneriler doğrultusunda doğru soluk alınız ve veriniz.
. Doğru soluk alma yöntemlerini uygulayınız. Zorlamadan normal olarak soluk alma hareketlerinizi izleyiniz.
. Doğru soluk alma yöntemini uyguladıktan sonra soluk verme yönteminin doğru olmasına dikkat ediniz.
. Öneriler doğrultusunda tonlama çalışması yapınız. Masaldaki karakterleri farklı ses tonlarıyla seslendiriniz. Örneğin masalı anlatan kişinin sesini orta bir tonla okuyunuz.
. Masaldaki kahramanlardan birine çok tiz, diğerine çok pes ses tonları veriniz. Bu çalışmalar konuşmalarınızda tonlamadan yararlanmanıza, sesinize bükümler katmanıza yardımcı olacaktır.


UYGULAMA FAALİYETLERİ ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME I
ÖLÇME SORULARI
1. İnsanların duygu, düşünce ve isteklerini ifade etmek için kullanabileceği en önemli araç aşağıdakilerden hangisidir?
A) İletişim
B) Diksiyon
C) Telefon
D) Dil
2. Herhangi bir dilden bilinen tarihi seyir içinde veya daha önceden ayrılmış olup ses, şekil ve kelime ayrılıkları gösteren kollara ne ad verilir?
A) Şive
B) Lehçe
C) Ağız
D) Dil
3. Latince anlamı “söz söylerken sözcüklerin seçilip, düzenlenerek düşünceleri kolaylıkla anlatma tarzı” olan kelime aşağıdakilerden hangisidir.
A) Türkçe
B) Konuşma
C) Diksiyon
D) Boğumlama
4. Aşağıdakilerden hangisi Üslup çeşitlerinden biri değildir?
A) Alçak Üslup
B) Yüksek üslup
C) Sade Üslup
D) Karışık Üslup
5. Kalın sesleri ince seslerden ayıran niteliğe ne ad verilmektedir?
A) Şiddet
B) Yükseklik
C) Tını
D) Pes Ses
6. Aşağıdakilerden hangisi soluk alma şekillerinden biri değildir?
A) Göğüsten
B) Kaburga
C) Karından
D) Mideden
7. Gürültü niteliğinde olmayan sese ne ad verilir?
A) Müzik
B) Selen
C) Fonetik
D) Tını
8. Aşağıdakilerden hangisi bir kusur değildir?
A) Kuvvetsizlik
B) Ses Titrekliği
C) Pes Ses
D) Tiz ve Keskin Ses
9. Konuşurken çıkardığımız seslerin titreşim sayısının az ya da çok oluşuna ne ad verilir?
A) Kuvvetlilik
B) Ton
C) Güç
D) Tiz Ses
10. Konuşurken ses perdelerinin değişmesine ne ad verilir?
A) Tonlama
B) Diksiyon
C) Selen
D) Büküm
DEĞERLENDİRME
. Sorulara verdiğiniz cevapları, modülün sonundaki cevap anahtarıyla Karşılaştırın.

. Yanlış cevaplandırdığınız soruyla ilgili konuyu tekrar gözden geçirin. . Bu test sizin diksiyonla ilgili konulardaki bilginizi ölçmeye yöneliktir. İyi bir diksiyon sahibi olmak istiyorsanız konuların içinde geçen alıştırmaları mutlaka uygulayın. Güzel ve etkili konuşmak için iyi bir diksiyona sahip olmanız gerekmektedir. Bunu sağlayabilmeniz için öğrendiklerinizi gündelik hayatınızdaki konuşmalarınıza da uygulayın.

ÖĞRENME FAALİYETİ 2

Dili kullanırken kelimeleri doğru telaffuz edebileceksiniz. Yazı dili ve konuşma dili arasındaki farkları araştırınız. Boğumlanmayı araştırınız ve çevrenizdeki kişilerin kelimeleri boğumlamasına dikkat ediniz. Herhangi bir metni söz noktalarına dikkat ederek okuyunuz.

KELİME VE SÖZ NOKTALARI

Kelime - Kelimenin Elemanları
Kelimenin elemanlarına baktığımızda bunların, harfler ve heceler olduğunu görmekteyiz. Harfle, heceleri oluşturduğundan dolayı önce harfleri tanımamız doğru olacaktır. Ses yolundan çıkarken gırtlak, damak, dişler ve dudaklar gibi herhangi bir engelle karşılaşmadan direkt çıkan seslere ünlü (sesli) harf denir. Bir ünlüyle iyice uyuşmuş bir boğumlanma gürültüsüyle meydana gelen harflere de ünsüz (sessiz) harf denir. Ağzımızdan bir kerede çıkan ses topluluğuna ise “hece” denir. Heceler birleşerek kelimeleri meydana getirmektedirler.

AMAÇ - ARAŞTIRMA - ÖĞRENME FAALİYETİ 2
Bütün ünlüler selenin kendisidir; ama aralarındaki ayrımı yapan nitelik tınıdır. Selenin bu niteliği çeşitli müzik aletlerinden çıkan notaları da ayırt etmeye yaramaktadır.

Türkçedeki Kalın Ünlülerin ve Yabancı Kelimelerdeki İncelerin Çıkarılması Dilimizde esas olarak sekiz ünlü bulunmaktadır. Yalnız yabancı dillerden geçen kelimeler nedeniyle ünlü çeşitleri on ikiye kadar yükselmektedir. A (kalın), â (ince), e (açık), é (kapalı), ı, i, o (kalın), ô (ince), ö,u (kalın), û (ince), ü Bu ünlü çeşitleri birbirinden tını farkıyla ayrılmaktadırlar. . Dilimizde yirmi bir ünsüz vardır. Bunlar b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z’dir.

Söyleniş
Söyleniş (fonetik) diksiyon için çok önemlidir. Ses aletinin hareketleriyle birçok hecenin farkları belirtilir ve böylelikle dinleyenlere işittirilmeye çalışılır. Söylenişte ünlüler konuşma organının hareketiyle çıkartılır.

Diksiyonda esas alınan söyleniş şekli İstanbul söylenişidir.Söyleniş bölümünde sesli ve sessiz harfleri ayrı ayrı inceleyeceğiz. Türkçede 8 adet sesli ve 21 adet sessiz harf vardır. Sesli harfleri “ünlü”, sessiz harfleri de “ünsüz” kelimesiyle tanımlayacağız. Türkçemizdeki ünlüler “a, e, ,ı, i, o, ö, u, ü”den oluşur. Ünsüzler ise “b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z” den oluşur. Söyleniş bölümünde ünlü ve ünsüz harflerin fonetiğini öğreneceğiz. Aşağıda konular hem anlatılmış hem de gerekli alıştırmalar birlikte verilmiştir.

Alıştırma - Fonetik

Ünlüler A
Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (a) vardır. Bunlardan biri (kalın a) diğeri de (ince a) dır. Her iki (a) bazen uzun, bazen kısa okunabilir. Bu iki (a) yı söylerken birbirinden ayırt etmek için (ince a) nın üzerine şu ( ^ ) işareti koyarak gösterelim. Kalın A Şu şekilde söylenir: Dil doğal duruşunu değiştirerek ortaya doğru biraz yükselir, dudaklar hareketsiz, yanaklar gevşek ve çeneler açık. aaa aaaa aaaa Elâlem ala dana aldı ala danalandı da biz bir ala dana alıp aladanalanamadık. Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini. Ağlarsa anam ağlar, kalanı yalan ağlar.

İnce A
(Kalın a) ya oranla daha ileriden söylenen bir ünlüdür. Dilimize geçen yabancı kelimelerden gelmiştir. Bu kelimelerin başında, ortasında ve sonunda bulunur. Örnek: lâla, lâstik, hâl. hâlbuki, lâf, lâkırdı, lâle, lâl, kâse, lâle, lânet, lâzım, kâzım, kâtip gibi. Lâla lâtif lâleli lâmbasını lâcivert lâke lâvabodan nâzik, nâdide şefkâte verdi.

Uzun A
Bunu da (â) şeklinde gösterelim:
Örnek: Nâne, nâdir, nâme, câhil, câhit, seyahât, sâdık, sâbit, kâtil, nâzik târih, mâvi, hâttâ, hârf, dikkât, şefkât, kabahât, sıhhât, nâmus, nâne, nâsihat,

E
Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (e) vardır. Bunlardan biri (açık e) diğeri de (kapalı e) dir. Bu iki (e) yi söylerken birbirinden ayırt etmek için (kapalı e) nin üzerine şu (') işareti koyarak (açık e) den ayıralım. eee eeee eeee

Açık E (Açık e) şu şekilde söylenir: Çeneler (a) ünlüsünde olduğu gibi, dil ileri doğru yükselir. Kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Eş, sen, sene- Edebi edepsizden öğren: Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver: Evlinin bir evi, evsizin bin evi var. - Bir elin nesi var, iki elin sesi var. - Sen dede ben dede bu atı kim tımar ede.

Kapalı E
(Kapalı e) şu şekilde söylenir: Dudak kenarları kulaklara doğru biraz yaklaşıp çeneler hafifçe sıkılır.
Gece penceredeki benekli tekir kedi tenceresindeki eti yedi.

I
Şu şekilde söylenir: Çıkış noktası damağın arka kısmındadır. Dudakların köşesi kulaklara doğru açılır. Dil damağın arkasına doğru toplanarak dar bir geçitten havayı bırakır. Dilimizde (ı) ünlüsü kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Isı, ıslık, ılıcalı ıııı ııı ııııı
Ihlamuru ısıt, Tıkır tıkır, Mırıl mırıl, şıkır şıkır. Yığın yığın, kıpır kıpır, gıcır gıcır, ıslak ıslak, pırıl pırıl, fırıl fırıl, zırıl zırıl.

İ
Şu şekilde söylenir: Çıkış noktası damağın ön kısmındadır. Dudakların köşesi kulaklara doğru açılır, dil damağın iki yanına dayanarak dar bir geçitten havayı bırakır. Kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: İz, dil, izci iii iiiii iiiii
İki dinle bir söyle, iki el bir baş içindir. Dilimizde süresi uzun olan (i) lere rastlanır: İcat, biçare, bitap, bitaraf, veli, fenni, fiziki, cani, hayati, nihai, fuzuli, deruni

O
Konuşma dilimizde kalın ve ince olmak üzere iki ayrı O vardır.

Kalın O
Çeneler açık, dudaklar birbirine yakındır ve ağız içi yuvarlaktır. Kelime başlarında sık rastlanır.

Örnek: Ot, ova, ocak, olmak, ordu, oda, orman, ortak, bando, banyo, biblo, bono, fiyasko, tango, solo, fono, foto, radyo, stüdyo, şato, tempo, vazo. Olmaz olmaz deme, olmaz. oooo oooo ooo

İnce O
Biraz daha ileriden daha az yuvarlak yapılarak söylenir. Lobutları loş locasında notalayan normâl lort losyoncusunun lokantasında nohutları lokumlarla karıştırdı.



Ö
Çeneler ve dil (açık e) ünlüsünde olduğu gibidir. Dudakların alt ve üst köşeleri birbirine yaklaşıp ağız küçük bir yuvarlak gibi olur, (ö) ünlüsü çoğunlukla kelime başında bulunur. ööö ööö öööö

Örnek: öbek, öc, ödenek, ödünç, ödeşmek, ödev, öfke, öğrenmek, öğrenim, öğretim, öğünmek, öğüt, ökçe, öksürük, örs Ölenle ölünmez. Ölüm kalım bizim için. Önce düşün, sonra söyle. Öfkeyle kalkan zararla oturur.

U
Konuşma dilimizde birbirinden ayrı söylenen iki (u) vardır. Bunlardan biri (kalın u) diğeri de (ince u) dur.

Kalın U
Çeneler açık, dudaklar birbirine iyice yaklaşık ve ağız tam bir küçük yuvarlak olur. Örnek: Uç, ucuz, uçak, uçurum, uykucu, ulu uuu uuu uuu Unkapanı uğradığı uğursuzluktan upuzun uzandı.

İnce U
(Kalın u) ya oranla daha ileriden söylenir. Ünlüsü çoğunlukla yazıda (ü) ünlüsü ile gösterilir.

Örnek: Rûya, rûzgâr, hûlya, gûya, lûzûm, lûtfen, lûgat, nûr, nûmara, Nûri, Gûya Hûlya rûyasında Lûtfi'ye nûmaralı nûtuk söyleyerek lûtfetmiş.

Ü
Çeneler ve dil (açık e) ünlüsünde olduğu gibidir. Dudakların alt ve üst köşeleri birbirine iyice yaklaşır ve büzülür. (Ü) ünlüsüne dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda sık rastlanır.

Örnek: Üç, üçgen, üçlü, üçüz, üflemek, ülker, ülkü, ün, ünlem, ünlü, üreme, ürkek, ürpermek, üzüm, üstün, üşenmek, ütü üüü üüü Üzüm üzüme baka baka kararır. Ülker üzüntüden üzüm üzüm üzüldü. Ürümesini bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir.

Ünsüzler

B
Dudakların birleşip açılmasıyla meydana gelir. Kelimenin başında veya ortasında bulunur. Kelime başında örnek: Baş, boş, bıçak, biber. Kelime sonunda (p)ye dönüşür.

Örnek: Kitap, kap, hesap, çorap. Ancak kelime sonunda ünlü bulunursa eski konumuna döner. Örnek: kitabı, dolabı, kabı, hesabı
Gerçekte (p) ile biten kelimeler ise değişmezler.

Örnek: sap-sapı, çöp-çöpü, top-topu, tüp-tüpü, küp-küpü, kulp-kulpu, hap-hapı,

Bi Be Ba Bo Bu Bö Bü Bı Bip Bep Bap Bop Bup Böp Büp Bıp
Bil Bel Bal Bol Bul Böl Bül Bıl Bir Ber Bar Bor Bur Bör Bür Bır
Bit Bet Bat Bot But Böt Büt Bıt Bis Bes Bas Bos Bus Bös Büs Bıs

Babasının benekli bıldırcını bitişik bostanda böceklerden bunalarak büzüldü.

C
Dişler birbirine yaklaşık; dil ucu dizlerin ön kenarına yayılmış, alt çene aşağı düşerek çıkar.

Örnek: Cam. caba, cacık, Coşkun, cömert, cüce, cümle. Kelime sonunda (ç) olur.

Ci Ce Ca Co Cu Cö Cü Cı Cip Cep Cap Cop Cup Cöp Cüp Cıp
Cik Cek Cak Cok Cuk Cök Cük Cık Cit Cet Cat Cot Cut Cöt Cüt Cıt

Cambaz Cevat cılız cimri coşkunla cömertliğe cumbada cüret ettiler.

Ç

C harfinden biraz daha sert olarak çıkar. Çıkış biçimi aynıdır.

Çi Çe Ça Ço Çu Çö Çü Çı İç Eç Aç Oç Uç Öç Üç Iç
Çip çep Çap Çop Çup Çöp Çüp Çıp Tiç Teç Taç Toç Tuç Töç Tüç Tıç
Piç Peç Paç Poç Puç Pöç Puç Püç Pıç Şiç Şeç Şaç Şoç Şuç Şöç Şuç Şüç Şıç

Çardaklı çeşmedeki çırak; çiçekleri, çorbanın çöreğini ve çuvalları çürüttü.

D
Dilin damağın ön kısmına ,üst diş köklerine dokunmasıyla çıkarılır.
Örnek: dam, dal, dar, dış, diş, dadı, dede, deney,demir.
Kelime sonunda (t) olur. Yalnız anlamlan ayrı olup söylenişleri benzeyen bir kaç kelimeyi birbirinden ayırmak için (d) olarak yazılır.

Örnek: ad (isim), at (hayvan), od (ateş), ot (bitki), had (derece), hat (çizgi)

Di De Da Do Du Dö Dü Dı Dip Dep Dap Dop Dup Döp Düp Dıp
Dik Dek Dak Dok Duk Dök Dük Dık Dit Det Dat Dot Dut Döt Düt Dıt
Dir Der Dar Dor Dur Dör Dür Dır Diz Dez Daz Doz Duz Döz Düz Dız
Davulcu dede dışarlıklı dikişçiyi dolandırırken dönemecin duvarından düştü.

F
Üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunup açılmasıyla çıkarılır. Dilimizde çoğunlukla kelime başında, pek seyrek olarak da ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: fal, fil, fakat, falaka, falanca, faraş, felek, ferman, fasafiso, federasyon, felâket, felç, fevkalâde, frak, fitre, film•, fayans, fötr, fonojenik, futbol, füze.

Fil Fel Fal Fol Ful Föl Fül Fıl Fit Fet Fat Fot Fut Föt Füt Fıt
Fip Fep Fap Fop Fup Föp Füp Fıp Fif Fef Faf Fof Fuf Föf Füf Fıf

G
Dil sırtının damağın gerisini, bir de damağın daha ön kısmını kapatmasıyla meydana gelir.

Örnek: Gaga, gagalamak, gam, galiba, gar, garaj, gargara, gazete, gelincik, göçmen, gölge, gönye, görev, güzellik.

(G) ünsüzünün iki çıkış noktası vardır. İnce ünlülerle damağın ön kısmından çıkar.

Örnek: Gâh, gel, gör, git, gûya, güç. Kalın ünlülerle damağın gerisinden çıkar.

Örnek: gar, gıcık, gocuk, guguk gibi.

Gi Ge Ga Go Gu Gö Gü Gı Gik Gek Gak Gok Guk Gök Gük Gık
Gip Gep Gap Gop Gup Göp Güp Gıp Gif Gef Gaf Gof Guf Göf Güf Gıf
Gil Gel Gal Gol Gul Göl Gül Gıl Gir Ger Gar Gor Gur Gör Gür Gır
Galip Geyve’de gır gır giden gocuklu göçmen gururluya güldü.


Ğ
Dilimizde varlığını ancak kendinden evvel gelen ünlünün süresini uzatmakla hissettirir. Kelime başında bulunmaz, iki ünlü arasında ise ikili ünlü meydana getirir.

Örnek: Boğaz-boaz, doğal -doal, yoğurt - yourt Konuşma dilimizde bazan y ve v seslerine döner.

Örnek: eğer-eyer, diğer-diyer, soğuk-sovuk

Ği Ğe Ğa Ğo Ğu Ğö Ğü Ğı Ğir Ğer Ğar Ğor Ğur Ğör Ğür Ğır
Ğip Ğep Ğap Ğop Ğup Ğöp Ğüp Ğıp Ğil Ğel Ğal Ğol Ğul Ğöl Ğül Ğıl

H
Bir soluk harfi olup ağzın (kalın a) ünlüsünü çıkardığı durumla meydana gelir.

Örnek:
Habbe, haberci, haber, hacamat, hacı, hacıyatmaz, hadde, hademe, hafız, hafif, hafta, hakiki, hakir, hâlbuki, hallac, hassâs, hece, hımhım, hipnotizma, hokkabaz, hulâsa, hulyalı, hüner, hücum, hücre, hüviyet,

Hi He Ha Ho Hu Hö Hü Hı Hih Heh Hah Hoh Huh Höh Hüh Hıh
Hip Hep Hap Hop Hup Höp Hüp Hıp Hit Het Hat Hot Hut Höt Hüt Hıt
Hil Hel Hal Hol Hul Höl Hül Hıl Hir Her Har Hor Hur Hör Hür Hır

Habeş hemşire hırkalı hizmetçi hoppa hödüğe hurmaları hürmetle sundu.

J
Dişler birbirine, dil sırtı da katı damağa yaklaşır, havanın dil ortasından sızmasından meydana gelir.

Örnek: Jale, Japon, jandarma, jambon, jelâtin, jeoloji, jeolog, jest, jilet, jübile, jüri.Halk arasında (j) ünsüzünün (c) olduğu görülür.

Örnek: Japon- Capon, jandarma - candarma, panjur - pancur, jurnalcı - curnalcı,

Ji Je Ja Jo Ju Jö Jü Ji Jij Jej Jaj Joj Juj Jöj Jüj Jıj
Jir Jer Jar Jor Jur Jör Jür Jır Jil Jel Jal Jol Jul Jöl Jül Jıl
Jip Jep Jap Jop Jup Jöp Jüp Jıp Jis Jes Jas Jos Jus Jös Jüs Jıs
Japon jeolog jiletini jurnalıyle jüriye verdi.


K
Dil sırtının damağın gerisini, bir de damağın daha ön kısmını kapatmasıyla meydana gelir. İnce ünlülerle damağın ön kısmından kalın ünsüzlerle ise arka kısmından çıkar.

Örnek1: kel, kir, kör, kâtip, kâhya Örnek2: kaba, kaya, kaçak, kadastro, kadın kadife, kalp, kal

Ki Ke Ka Ko Ku Kö Kü Kı Kik Kek Kak Kok Kuk Kök Kük kık
Kil Kel Kal Kol Kul Köl Kül Kıl Kir Ker Kar Kor Kur Kör Kür Kır
Kip Kep Kap Kop Kup Köp Küp Kıp Kit Ket Kat Kot Kut Köt Küt Kıt
Kara ketenlik külahlı kuş kara kediyi yedi

L
Dil ucu damağın ön kısmına(lale), bir de daha gerisine(olay) dayanır, hava dilin yanlarını titreterek sızar.

Örnek: lâbirent, lâboratuvar; lâcivert; lâçka, lâdes, lâf, lâkap, lâhana, leylâk, leziz, limon, lise, litografya, liyakat, löca, lödos, lökanta, lokma, lökomotif, lösyon, löş,

Li Le La Lo Lu Lö Lü Lı Lil Lel Lal Lol Lul Löl Lül Lıl
Lir Ler Lar Lor Lur Lör Lür Lır Lip Lep Lap Lop Lup Löp Lüp Lıp
Lit Let Lat Lot Lut Löt Lüt Lıt Lin Len Lan Lon Lun Lön Lün Lın
(L) ünsüzü bazı kelime ortalarında ve sonlarında kaybolur.

Örnek: nası şey- nasıl şey, kak ordan - kalk ordan. Adi konuşmada (r) ünsüzünün (l) olduğuna sık rastlanır. Buna (Leleşme) denir.

Örnek: birader-bilâder, Berber-belber, servi - selvi, serbest - selbes, bâri - bâli, diye- diyelek, kerli ferli - kelli felli, zemberek -zembelek, merhem - melhem, terlik - tellik, amerikan - amelikan

M
Dudakların birleşip açılması ve damağın hafif alçalmasıyla meydana gelir. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Maalesef, macera, maç, madalya, maalmemnuniye, maarif, modern, mücevher, madenî, manzume, müzakere, mütemmim

Mi Me Ma Mo Mu Mö Mü Mı Mip Mep Map Mop Mup Möp Müp Mıp
Mir Mer Mar Mor MurMör Mür Mır Mil Mel Mal Mol Mul Möl Mül Mıl
Min Men Man Mon Mun Mön Mün Mın Mim Mem Mam Mom Mum Möm Müm Mım

Muhallebici melankolik Mısırlı Mirza modern mösyöyle Muradiyede müzik dinledi.

N
Dilin damağın ön kısmına, diş köklerine dayanıp açılmasıyla meydana gelir: Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: Nasır, nadan, nadide, nafaka, nafile, naftalin, nakil, nakit , nal nalbant, namaz, namus, nankör, narin, narkoz, nâsihat, nâzım, nazik, nesir, nezaket, nilüfer, nisan

Ni Ne Na No Nu Nö Nü Nı Nip Nep Nap Nop Nup Nöp Nüp Nıp
Nil Nel Nal Nol Nul Nöl Nül Nıl Nir Ner Nar Nor Nur Nör Nür Nır
Nim Nem Nam Nom Num Nöm Nüm Nım Nin Nen Nan Non Nun Nön Nün Nın

Namlı nane nini nini naneleri numaraladı.

P
Dudakların birleşip açılmasıyla ve açılma sırasında dışarıya hava fırlamasıyla meydana gelir. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: paça, paçavra, paket, pala, palamut, panorama, pansiyon, pantolon, papatya, paragraf, paramparça, paraşüt, paratoner, parazit, patinaj, pedagoji, plak, plaka, plan, planör, politika, porselen, porsiyon, program, projeksiyon, protesto, psikoloji.

Pi Pe Pa Po Pu Pö Pü Pı Pip Pep Pap Pop Pup Pöp Püp Pıp
Pil Pel Pal Pol Pul Pöl Pül Pıl Pir Per Par Por Pur Pör Pür Pır
Pit Pet Pat Pot Put Pöt Püt Pıt Pis Pas Pos Pus Pös Püs Pıs

Palavracı peltek pısırık pişkin poturlu porsuk pulcu püskürdü.

R
Dil ucunun yukarıdaki kesici dişlere yakın noktayla meydana getirdiği kapağın birçok defa açılıp kapanmasıyla meydana gelir. Kelime başında bulunan (R) kolay söylenir. Fakat kelime sonlarındaki (R) ünsüzlerine önem verilmezse anlaşılması güç olur.

Örnek: rabıta, radyatör, radyografi, rahat, roket, raket, ramazan, randevu raptiye, rol, reçete, rehber, rehin, rejisör, rakip, reklâm, rekor, repertuvar, reverans, rezonans, riyakâr, romatizma, rota, rozet, röportaj, rûya, rûzgâr.

Ri Re Ra Ro Ru Rö Rü Rı İr Er Ar Or Ur Ör Ür Ir
Rir Rer Rar Ror Rur Rör Rür Rır Tir Ter Tar Tor Tur Tör Tür Tır
Fri Fre Fra Fro Fru Frö Frü Frı Gri Gre Gra Gro Gru Grö Grü Grı
Radyolu ressam Ramis Rasim’in romanıyla röportaj yaptı.


S
Dudaklar açıktır, dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır ve hava dilin arasından tonsuz olarak sızar. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: sap, saat, sabah, sabotaj, saman, servis sıska, seksek senaryo, stüdyo, spiker, smokin, hassas, kasa gibi.

Si Se Sa So Su Sö Sü Sı Sil Sel Sal Sol Sul Söl Sül sıl
Sir Ser Sar Sor Sur Sör Sür Sır Sis Ses Sas Sos Sus Sös Süs Sıs
Siş Seş Saş Soş Suş Söş Suş Sış İsi Ese Asa Oso Usu Ösö Üsü Isı

Sandıklıda sepetleri sıralı simitçi sofrada sökülen sucukları süpürdü.

Ş
Dişler birbirine, dil sırtı da katı damağa yaklaşır; hava dilin ortasından çıkar.

Örnek: şantaj, şantiye, şafak, şahin, şakşakçı, şimendifer, şimşek, şarapnel, şarjör, şifre, şövale, şüphe, şölen.

Şi Şe Şa Şo Şu Şö Şü Şı Şil Şel Şal Şol Şul Şöl Şül Şıl
Şir Şer Şar Şor Şur Şör Şür Şır Şis Şes Şas Şos Şus Şös Şüs Şıs
Şiş Şeş Şaş Şoş Şuş Şöş Şüş Şış Şiz Şez Şaz Şoz Şuz Şöz Şüz Şız

Şamlı şemsek şimşir şafak şakşak landı.

T
Dilin damağın ön kısmına diş köklerine dayanıp açılmasıyla meydana gelir. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: tabak, taban, tabela, tablet, tablo, talih, tarih, tapu, tatil, teklif, tekzip, telefon, teleskop, televizyon, telgraf, temenni, tempo, temsil, tentene, tepki, terlik, termos, testere, transatlantik, transformatör, trapez, titiz, tiyatro, tren, tribün, turp, turnike, tünel,

Ti Te Ta To Tu Tö Tü Tı Tik Tek Tak Tok Tuk Tök Tük Tık
Tir Ter Tar Tor Tur Tör Tür Tır Tit Tet Tat Tot Tut Töt Tüt Tıt
Tis Tes Tas Tos Tus Tös Tüs Tıs Tiş Teş Taş Toş Tuş Töş Tüş Tış

Tatar tepsici tıknaz titiz Tosun tömbekici tulumbacıyla tütün tüttürdü.


V
Üst kesici dişler alt dudağın üstüne dokunur. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: vade, vadi, vagon, vahşi, vakit, vantilâtör, vapur, varil, varis, vasiyet, velvele, vergi, vestiyer, vesvese,

Vi Ve Va Vo Vu Vö Vü Vı Viv Vev Vav Vov Vuv Vöv Vüv Vıv
Vil Vel Val Vol Vul Völ Vül Vıl Vir Ver Var Vor Vur Vör Vür Vır
Vis Ves Vas Vos Vus Vös Vüs Vıs Viş Veş Vaş Voş Vuş Vöş Vüş Vış

Velveleli vasi vesvese vadide vagon verdi

Y
Dil ortasıyla ön damak arasından çıkar. Dilimizde kelime başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Örnek: yaba, yaban, yağmur, yalan, yamyam, yankı, yan, yarış, yaz, yaş, yangın, yayan, toy, çay.

Yi Ye Ya Yo Yu Yö Yü Yı Yiy Yey Yay Yoy Yuy Yöy Yüy Yıy
Yil Yel Yal Yol Yul Yöl Yül Yıl Yir Yer Yar Yor Yur Yör Yür Yır
Yis Yes Yas Yos Yus Yös Yüs Yıs Yiz Yez Yaz Yoz Yuz Yöz Yüz Yız

Yalvaçlı yelpazeli yıldız yirmi yoksul yörükle yumurtalarını yükledi.

Z
Dilin ucu alt diş köklerine yaklaşır, hava dilin arasından tonlu olarak çıkar.

Kelimelerin başında, ortasında ve sonunda bulunur.

Zi Ze Za Zo Zu Zö Zü Zı Zip Zep Zap Zop Zup Zöp Züp Zıp
Zil Zel Zal Zol Zul Zöl Zül Zıl Zir Zer Zar Zor Zur Zör Zür Zır
İzi Eze Aza Ozo Uzu Özö Üzü Izı Ziş Zeş zaş Zoş Zuş Zöş Züş Zış

Örnek; zafer, zahire, zahmet, zakkum, zalim, zaman, zambak, zemzem, zenci, zerdali.