Alper Doğan Production Telefon 08/17: 0541 344 344 0

Yazı Dili İle Konuşma Dili Arasındaki Farklar, CEVAP ANAHTARI, boğumlama, ulama, alıştırma boğumlama, alıştırma sağdeği, Söz Noktaları

Yazı Dili İle Konuşma Dili Arasındaki Farklar

Bir dil konuşma dili ve yazı dili olarak ikiye ayrılır: Konuşma dili, günlük hayatınızda konuşurken kullandığınız dildir. Yazı dilini besleyen en önemli kaynak da sözlü kültür ve konuşma dilidir. Bir ülkenin hemen her bölgesinde birbirinden farklı telaffuzlara ve kelime ayrılıklarınadayanan ağızlar bulunabilir. Bu durumda konuşma dili, o dili konuşan toplumların her bölgesinin kendi ağız yapısına dayanan, günlük, tabi dilidir. Erzurum’da konuşan kişi Erzurum ağzını, Trabzon’da konuşan kişi Trabzon ağzını kullanır. Hiçbir dilde yazı konuşmayı tümüyle yansıtamaz. Bugün Türkçede konuşma ve yazının pek çok dile göre birbirine çok yakın olmasının nedeni Latin kökenli Türk alfabesine geçişin yeni olmasıdır. Yine de geçen süre içinde konuşma dili yazıdan biraz uzaklaşmıştır. Oluşan farklılıkların bir bölümü zamanla yazıyı etkilese bile çoğu konuşma düzeyinde kalmıştır. Bunları bilmek ve yazıya yansıtmamak gerekir. Yazı dili ise kültür dilidir. Yazılı eserlerde kullanılır. Yazı dili, o dili konuşan insanların, lehçe ya da ağızlarından birisinin temel alınması sonucu standart bir hale getirilmesiyle oluşur. Yazı dili olma niteliğini taşıyan ağzın, bir ülkenin kültür merkezi olarak gelişen bölgesinin ağzı olması ve konuşma dillerinin de en gelişmiş olanı arasında seçilmiş bulunması zorunluluğu bulunmaktadır. Daha öncede belirttiğimiz gibi Türkçenin yazı dili, İstanbul ağzına dayanmaktadır. Bir ülkenin çeşitli konuşma dilleri ve ağızları bulunmasına karşılık, bir tek yazı dili bulunmaktadır. O ülkede yaşayan insanlar, okuyup yazarken bu ortak dili kullanmaktadır. Konuşma diline göre ayırt edici en önemli özelliği, muhafazakar olmasıdır. Normal şartlarda, dışarıdan zorlama olmaksızın dile ait özelliklerini kolay kolay kaybetmemesidir. Aynı ülke içinde konuşulan lehçe ve ağızların alabildiğine farklılaşmasını önlemesidir. Diksiyon açısından konuşma dili yazı diline göre incelenmektedir. Tarihi geçmişe baktığımızda konuşma dilinin yazı dilinden önce olduğunu görmekteyiz. İnsanlar düşüncelerini, duygularını yazıya dökmeden önce sözle anlatmaya çalışmışlardır. Yazı dilindeki basit alfabe sistemi bütün sesleri göstermeye yetmez; bu yüzden fonetik, fonetik konuşmadaki sesleri bütün incelikleriyle kayıt eder. Konuşma dilinde düzen ve kurallara bağlar. Fonetik diksiyonun esaslı bir yardımcısıdır. Fonetik kurallarına bir sonraki söyleniş konusunda yer verilmiştir.
Boğumlanma
Boğumlanma, ses organları tarafından seslerin doğru yerden ve doğru zamanlamayla çıkmasıdır. İletişim kurduğumuz zamanlarda, hızlı konuşan, yuvarlayan ya da tane tane konuşmayan insanlarla zaman zaman hepimiz karşılaşmışızdır. Bu kişilerde boğumlanma sorunu yaşanıyor demektir. Yani boğumlamanız bozuksa anlaşılamama durumu ortaya çıkabilir. Anlaşılamazsanız konuşmanızın da bir anlamı kalmaz. Boğumlanmayı gerçekleştiren organlarımız iki gruba ayrılır;
1) Hareket eden boğumlanma organları: Bunlar çene, dudaklar, dil ve yumuşak damaktır. Dilinizin damağınızın gerisine doğru götürdüğünüzde orda yumuşak bir bölge hissedeceksiniz. Bu bölgeye yumuşak damak adı verilir.
2) Hareket etmeyen boğumlanma organları: Bunlar dişler, diş etleri ve damaktır. Boğumlanmayı bu organlarımızın çeşitli hareketleriyle elde etmek mümkündür. Bu organlarımız kaslarla ilgili oldukları için bu kasların eğitilmeleri boğumlanmamızın düzgün bir şekilde gerçekleştirilebilmesini sağlamaktadır.

Alıştırma - Boğumlanma
Boğumlanmada alışkanlık edinebilmek için, söylenişi güç cümleleri söyleyerek üzerinde alıştırma yapmak olumlu sonuç vermektedir. Bu cümleleri ilk etapta ağır ağır, daha sonra gittikçe hızlanarak tekrarlamak gerekmektedir. Bu alıştırmalar sayesinde tembel ve gevşek boğumlanmanın önüne geçilebilir. Açık, anlaşılır bir konuşma ancak iyi bir boğumlanma ile elde edilebilir. Aşağıdaki alıştırmalarda bazı kelimeler, cümleler sizlere anlamsız gelebilir. Önemli olan noktanın anlamlarının ne olduğunun bilinmesi değil, boğumlanmanızı geliştirmesi olduğunu unutmayınız.
Ünlüler
(A) Abana'dan Adana'ya abarta abarta apar topar ahlatla ağdalı avuntucu ahmak Ahmet'in avandanlıklarını aparanlardan Acar Abdullah ile akıllı Abdi akşam akşam bize geldi.
Al, bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür. Takatukacı takatukaları takatukalamam derse takatukacıdan takatukaları takatukalatmadan al getir.
(I) Iğdır'ın ığıl ığıl akan ılıman ırmağının kıyıları ıklım tıklım ılgın kaplıdır.
(O) Okmeydanı'ndan Oğuzeli'ne otostop yap; Oltu'da volta at, olta al; Orhangazi'de Orhanelili Orhan'a otostopluk öğret; sonra da Osmancıklı Osman'a otoydu, totoydu, fotoydu, dök!
(U) Uluborlulu utangaç Ulviye ile Urlalı uğursuz Ulvi uğraşa uğraşa Urfa'daki urgancılara uzun uzun, ulam ulam urgan sattılar.
(İ) Ibibiklerin ibiklerini iyice iyileştirmek için Istinyeli istifçi Ibiş'in istif istiridyeleri mi, yoksa, Iskilipli Ispinoz işportacı Ishak'ın işliğindeki ibrişimleri mi daha iyi, bilemiyorum. İbişle Memiş, mahkemeye gitmiş, mahkemeleşmiş mi, mahkemeleşmemiş mi?
(E) Eğer Eleşkirtli eleştirmen Eşref ile Edremitli Bedri'yi Eğe'nin en iyi eğercisi biliyorlarsa, ben de Ermenekli Erdem Ergene'nin en iyi elektrikcisidir derim.
(Ö) Özbezön'ün özbeöz Ödemişli öngörülü öğretmeni Özgüraslan ile Özgüluslan özellikle özerk ön öğretimde öylesine özverili, övünç verici ve övgüye değer kişiler ki hani tüm öğretim örgütleri içinde en özgün örnek onlardır diyebilirim.
(Ü) Ürdünlü ünlü üfürükçü Üryani, Ünye, Üsküdar, Ürgüp üzerinden ülküdeşlerine üstüpü, üstübeç, üvez, üzüm, üzengitaşı ve üzünç götürürken Üveyik'ten ürüyerek, ûvendirelerini sürüyerek yürüyen ,üçkağıtçı ütücülerin ürküntü üreten ünü batasıca ünlemleriyle ürküverdi.
Ünsüzler:
(F) Farfaracı Fikriye ile favorili fasa fiso Fahri Fatsalı Fatma'yı görünce fesleğenci feylesoy Feyyaz'ı, fındıkçı Ferhunde'yi anımsayarak feveran ettiler. Felemenkte Felemenklerin Felemenkçe mi konuştuklarını düşûne düşüne fertliği çektiler.


(P) Pohpohçu pinti profesör pofur pofur pofurdayarak hınçla tunç çanak içinde punç içip pülverizatör prospektüsünû papazbalığı biblosunun berisindeki papatpa buketinin bu yanına bıraktıktan sonra pâlas pandıras Pülümür’le Pötürge’den getirdiği pörsük pötikare pöstekiyi Paluluların Pıtırcık pazarında partenogenes pasaparolası ile pertavsız pervasız pervaz peysajını ve peronospora pestenkerani pestilini posbıyıklı pisboğaz pedegoga Pınarbaşında beş etti.
(M) Marmara'daki Karmarisli mermerciler mermerciliği meslek edinmişler, ama Mamak'taki mamacılar manyetizmacılıkla marmelâtçılığı meslek edinememişler.

(V) Vırvırcı Vedia ile vıdı vıdıcı Veli velinimeti vatman Vahit e vilâyette veda edip Vefâ ya doğru vaveylâsız, velevasız velespitle volta vururlarken voleybolcu Vatran virtüöz Vicdanî ve Viranşehirli vatansever viyolonselist Vecibe ile karşılaştılar.
(B) Babaeskili babacan Bahri Beberuhi Bedri ile bıyıksız bıçkıcı bıngıldak Bahir'in Bigadiç'teki bonbon bonmarşesine varmışlar, o adadakilerin yüzlerine bön bön bakarak, büyülü büyük buhurdanlığı buğulu buğulu boşaltıp bomboş bırakmışlar, sonra da Bodrumda gözden kaybolmuşlar.
(S) Sazende Şazi ile zifoz Zihni zaman zaman sizin sokağın sağ köşesinde sinsi sinsi fiskoslaşarak sizi zibidi Suzi'ye sonsuz ve sorumsuz sorgun ederler. Sason'un susuz sazlıklarında badece soğanla sarmısak yetişebileceğini söyleyen Samsunlu sebzecilerin sözüne sizler de sessizce ve sezgilerinize sığınarak inanabilirsiniz.
(Ş) Şavşatlı Şaban, Şarkışlalı şipşakçı Şekip, Şişhaneş'den şeytankuşunu, şiş şiyeyi şişlemiş, şiye keşişe şiş demiş.
(Ç) Çatalağzı'nda çatalsız Çatalcalı çatalcının çarpık çurpuk çalçene Çoruhluya çarptırmasına ne dersin? Çatalca'da topal çoban çatal yapıp çatal satar, nesi için Çatalca'da topal çoban çatal yapıp çatal satar? Karı için Çatalca'da topal çoban çatal yapıp çatal satar. Çarık çorap dolak, ben sana çarık çorap dolak mı dedim?
(L) Leyla ile Lalelili Lale'ye leblebi ile likör ikram etmiş. Lüpçüler,1ütfen lüzumlu lüzumsuz lakırdıları bırakın da lüzferle rızk, rot, rop, rint, ring, ray, radyoaktivite nedir, diye konuşun.
(Z) Zonguldaklı Zaloğlu Zöhre'nin kızı Zühal zibidi Zeki'ye ziyafet zerketti.
(S, T, Z) Sedat Tınaz'ın tasası suratsız teyzesine rastlama sezen sıska sülük tazısını tuz tortusu tütsüsüııe tutmasıydı.
(Ş, S) Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortadaki soğuk su su şişesi.
(C) Cemil, Cemile, Cemal cumaları cilacı cüce Canip'in cicili bicili cumbalı ciltevinde cümbür cemaat cacıklı civcivle cücüklü cacık yerler sonra da Cebecili cingöz coğrafyacının cinci ciciannesinin cırcırböceğini dinlerler. Ocak kıvılcımlandırıcılarından mısın, kapı gıcırdatıcılarından mısın? Ne ocak kıvılcımlandırıcılarındanım, ne kapı gıcırdatıcılarındanım.
(D) Dadaylı dadımın Dodurgalı düdük delisi dedesi diline doladığı dedbebeli dedim dedisiyle dırdırını dilinden düşürüp de bir kez olsun doya doya düden diyemeden, düdenin dallara doldurduğu doyumlu yemişlerden doyasıya yiyemeden darıdünyadan göçüp gitti.

(K-İ-U) Kilisli kikirik kilimci Kilizmanda'ki kilitli kilisede kimliğini kimseye sezdirmeden kucak kucak kuskuslu kuşkonmazı kukumav kuşuna, kişiliksiz kulağakaçan kirliğ kirloz kirpiye de Kuşadası'nın kuşhanesindeki kuşbaşlı kuşbazla birlikte önce kişnişli kuşüzümünü, sonra da Kumla'nın kumlu kumlu kuşkirazını yutturmuş.
(K-I-İ) Kınıklı kılıbık kırpıntı Kıyasettin, Kırımlı kılkuyruk kıtmiri kıkır kıkır kıkırdatarak küskütük küçümen küfeci külhaniyle külüstür Kürşat'ı külünklü küngür üstüne küttedek devirdi.
Kırıkhandaki kırıkçı kırçıl kargın kırgın kırıkçısı kırmızı kırda kıkır kıkır kıkırdayarak Kırımlı kıkırdakçının kızıl kırlangıçlarını kışın kırlarda Kırgızlı kırpıntıcı kırışık Kırımtov'un kırıkkıraklarıyla besliyormuş.
(K-O-Ö) Koca kokoz kokainman kokorozlana kokorozlana Kazablankalı kozmonota kök, kok, köken, kokot, kök sökmek, kokoreç, kökmantar, köknar, köçekçe, körkandil, krematoryum, kösnüklük ne demek diye sormuş.
(Y) Yalancıoğlu yalıncık yayladığının yahnisini yağsız yiyebilirse de yayladığının yağlı yoğurdundan, Yüksekova'nın yusyumru yumurta yumurtlayan tavuklarından, bir de yörük ayranıyla yufkasından asla vazgeçemez.
(G) Güneyli girgin gammaz Galip Gavurdağı'nda güpegündüz galeyana gelmiş de Gülgiloğlu Gaziantepli gazup gazinocuyu Gölköylü gitaristle birlikte Gümüşhane'ye göndermiş. Geçen gece Gemerek'ten Gediz'e gelen Gebzeli gezginci gizemcilerden gitarist general Genzel, gençlere, gerçekdışılıkla gerçeklik dışı ilişkiler arasında ne gibi bir geçerlilik gerçekliği olduğunu sordu.
(K, G) Galata kulesi kapısı karşısındaki kuru kahvecinin gıgısı çıkık, dişi kırık, kurbağa kafalı, karakoncolos kalfası Hakkı karışıklığa getirip kahveye kavruk kakule kırığı kattı.
(H) Hahamhanede hahambaşı hahamı homur homur homurdanır görünce hemencecik heyecanlandı, hızland; hoşnutsuz hırçın halhallarla halkaları, halatları hallaçlara verdi.
(B- P- D-Y) Batı tepede tahta depo dibinde beytutet eden pullu dede tekkesinden matrut bitli Vedat, dar derede tatlı duttan dürülü pide yutup pösteki dide dide dört ayda dört türlü derde tutuldu.
(B-P)Bir pirinci birinci buluşta bir inci gibi birbirlerine bağlayıp Perlepe berberi bastıbacak Bedri ile beraber Bursa bağrına parasız giden bu paytak budala, basası topal Badi'den biberli bir papara yedi.
(B-D) Baldıran dalları ballandırmalı mı, ballandırılmamalı mı? Sonra o bala daldırılan baldıran dalları dallandırılmalı mı, ballı dalla dallandırılmamalımı?
(T-D) Titiz, temiz, tendürüst dadım; tadını tattığı tere demetini dide dide dağıttı da hiddetinden hem dut dalında takılı duran dırıltı düdüğünü öttürdü hem de didine didine dedim dedi, dedim dedi dedi durdu.
(T-Ç-S) : Üstü üç taşlı taç saplı üç tunç tası çaldıran mı çabuk çıldırır, yoksa iç içe yüz ton saç kaplı çanı kaldıran mı çabuk çıldırır? Üç tunç tas has kayısı hoşafı.

(T-K) Al bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür. Takatukacı takatukaları takatukalamam derse takatukacıdan takatukaları takatukalatmadan al, gel.
(L-D-N) Elalem bir aladana aldı aladanalandı da biz bir aladana alıp aladanalanamadık.
(K-R) Kırk kırık küp, kırkının da kulpu kırık kara küp.
(K-R-D) A be kuru dayı, ne kuru sarı darı bu darı a be kuru dayı?
(B-M-Ş) İbiş'le Memiş mahkemeye gitmiş, mahkemeleşmiş mi, mahkemeleşmemiş
mi?
(D-L-T-K) Şu karşıda bir dal, dalda bir kartal; dal sarkar, kartal kalkar; kartal kalkar, dal sarkar. Dal kalkar, kartal sarkar, kantar tartar.
Şu karşıdaki kara kuru kavak, karardın mı ey kara kuru kavak, sarardın mı ey kara kuru kavak!
(S-K) Bu yoğurdu sarmısaklasak da mı saklasak, sarmısaklamasak da mı saklasak?
(M-Y-L) Bu yoğurdu mayalamalı da mı saklamalı, mayalamamalı da mı saklamalı?
(B-Ş-Z) Sizin damda var beş boz başlı beş boz ördek, bizim damda var beş boz başlı beş boz ördek. Sizin damdaki beş boz başlı beş boz ördek, bizim damdaki beş boz başlı beş boz ördeğe , siz de bizcileyin beş boz başlı beş boz ördek misiniz demiş.
(D-P-K) Değirmene girdi köpek, değirmenci çaldı kötek; hem kepek yedi köpek, hem kötek yedi köpek.
Ulama
Diksiyonun özelliklerinden biri de “ulama”dır. Genel olarak tanımlarsak bir kelimenin sonundaki sessiz harfin ardından gelen kelimenin sesli harfle birleştirilerek seslendirilmesine ulama diyoruz. Ulama, söz akışına pürüzsüzlük ve tatlılık verir. Uygun ulama ile yapılan konuşmalarda veya seslendirmelerde ses bir nehrin akışı gibi sakin ve düzenli olarak ilerler.
Türkçede yer alan ulama özelliklerini aşağıda anlatalım:
1. Sessiz harfle biten bir kelimenin son harfi sesli harfle başlayan yanındaki kelimenin ilk harfiyle birleşir.
Yazıda Konuşmada
Ak--şam-- ol--du. Ak--şa--mol--du.
E--lim--den-- al--dı. E--lim-de--nal--dı.



Orijinal yapılarında “b,c,d,g” harfleriyle biten kelimeler vardır. Bunlar yalın kaldıklarında “p, ç, t, k”ya dönüşürler. Yazı dilinde sonlarına ek aldıklarında yumuşak konumlarına dönerler.
Örneğin Arapça orijiniyle “kitab” Türkçede “kitap” şeklinde yazılır. Ancak yanına ek aldığında “kitabım” örneğinde olduğu gibi “p”, “b”ye dönüşür. Konuşma dilinde ise ulama bu kurala paralel olarak aynı kelimeyi bir sonraki kelime ile ilişkilendirir.
Yazı dilinde sert olan harf ulama ile yumuşar.
(Orijinali) Yazı Dilinde İfadesi Konuşma Dilinde İfadesi
(Mahmud) Mah--mut ev--len--di. Mah-mu--dev--len--di.
(Mes’ud) Mes--ut ol--du. Me--su-dol-du.
(Kitab) Ki--tap al--dı. Ki--ta--bal--dı.
3. Türkçede kelime sonundaki “k” ünsüzünü, “h” ünsüzü ile başlayan bir kelimenin izlemesi durumunda “h” ünsüzü düşer. İki kelime birbirine bağlanır.
Yazı Dilinde Konuşma dilinde
Ye--mek ha--ne Ye--me--ka--ne
E--rik ho--şa--fı E--ri--ko--şa--fı
4. Eğer kelimeler arasında durak olursa, kurala uygun olsa da ulama yapılmaz.
Yazı Dilinde Konuşma dilinde
İstiyorum, onu göreceğim. İstiyorum, onu göreceğim. Koşuştururken, okulu unuttu. Koşuştururken, okulu unuttu.
5. Bazı durumlarda iki ayrı kelimenin tek heceli olan ilkinde bir ünlü düşer ve iki kelime birleşir.
Yazı Dilinde Konuşma dilinde
Ne i--çin Ni-çin
Ne a--sıl Na-sıl
Ne ol--du Nol-du
Alıştırma: Ulama

1. Aşağıdaki şiirde ulama noktaları altları çizilmek suretiyle gösterilmiştir. Önce bu işaretlerin hangi ulama kuralından kaynaklandığı üzerinde çalışınız. Ardından bu işaretlere dikkat ederek metni gerekli ulamaları yaparak okuyunuz.


Daracık Menzilimde Bir Ağacım Vardı
1)
Daracık bir menzil burası. Bir avuç kadar dar. Ağaç ol, konuşurum, duy beni yeter. Ayrı dünyamızda olsun, duyarım seni. Yürek olsun sende, sevgi olsun. Olsun, yeşillik yeşersin yerinde Sen şen ol ağacım, tüm dünya kadar.
2)
El pençeyim, mahzunum bugün Bekleşen ruhlarımızda dolaşan asırların Rüzgarında Dans ederken engin eğlencelerinde sen Mahsunum, dostsuzum, yalnızım Evladım bile unuttu beni, dağlarım unuttu Kokularını paylaştığım çiçekler şimdi Ve varlığımı paylaştığım fani “sevdiğim” Şimdi senin göğsünde şenliği hayatın Bağrındaki kuşlardan biri de ben değilim.
3)
Benim selvimi özlüyorum şimdi. Başımı okşayan bir şefkat eli vardı. Dünyayı görürken gözlerim. Göğsünün sıcaklığında kaybettiğim Şimdi başım senin kollarında selvim Senin dallarında ellerim
4)
Saçlar yemyeşil de olurmuş Çiçeğe dönermiş dudaklar Emanet bedenimi özlüyorum şimdi Bahçendeki çiçeklerde kendimi arıyorum Yaprak yaprak inleyişlerini duyuyorum Bir zikir günü ki bugün gecemi kaplar Fani ağacım başucumda, sevdiğim ağacım Bugünkü günüm bir gün senin de gecene dolar Sendeki emaneti de teslim alır toprağın
5)
Bir gün seninle de kavuşacağız Kana yaprak kemiğe odun Bedenimiz eriyip gitmiş olacak İkimizin ağacı doğacak yeniden Çürümezse benim bir mezar başlığım Senden bir kaç odun parçası Ve benden bir kaç kemik kalacak Ve eğer senin de bir ruhun olursa Bahçemiz ikimizin olacak
6)
Şimdi Baki’yi özlüyoruz birlikte Fenadan bekaya seyahatin hayalleri Bu bir avuç, bu daracık menzilde Tek tesellimiz bizim şimdi Muhammed Bozdağ







Aşağıdaki metinde ulama noktalarını tespit ederek çiziniz. Ardından ulamalara dikkat ederek okuyunuz.
Kalıplar
İnsanlar kendilerine kişilikleri için çizdikleri zihinsel kalıpların dışına çıkamazlar. Bizler çözümü defalarca duyduğumuz halde kendimizi oturttuğumuz dar çerçeveden çıkış için gayret göstermeyen garip insanlarız.
Hayatın bazı insanlara “tesadüfen başarma, yükselme, zengin olma vs.” şansı tanıdığını zannedenimiz çoktur. Bir çoğumuz müzisyenlerin, yazarların, şairlerin, para babalarının bu işi anne karnında kendilerine verilen kabiliyetlerle gerçekleştirdiklerini sanırız. Bu inanca göre bazılarının ne maharetli anneleri varmış. Bu yanlış zanları kabul etmeyen bir çok insan bile farkında olmadan aynı kalıplarla kendisini kilitlemiştir. En meşhur zenginlerin bir zamanlar simit sattıklarını, ayakkabı boyacılığı bile yaptıklarını öğrenince şaşırırız. Birçok yazarın vaktiyle kalemi bile tutamamalarına inanamayız. Neden bazı insanlar bazıları arasında sıyrılıverir veya “sivriliverirler.” Adaletli ve şefkatli yaratıcı, Normal şartlar altında doğan her insanı her türlü başarıya ulaşabilmelerine imkan tanıyan bir potansiyelle dünyaya göndermiştir. Ancak dünyaya geldikten sonra sınırlılıklar başlatılır. Anne-babası veya çevresi tarafından aşağılanan bir çocuk etrafında kalıplar başlamıştır. Daha sonra insan “var olduğunu” hissettirmek amacıyla çırpınmaya başlar. Bakkaldan getirilen bir ekmek, ilk karne notları, takdim edilen bir çiçek, içinde bu amacı gizli tutar. Oysa bazı insanlar “bu olmamış”, “sen bunu başaramazsın” demekten çekinmezler. Bizler de çoğu zaman sözleriyle cinayet işleyen, kabiliyetleri körelten; başarısızlık, çekingenlik, korkaklık imajı oluşturan insanlardanız ne yazık ki!.. Yas tutmayı sevdiğimiz kadar eleştirmeyi, olumsuzlukları ileri sürerek karanlık bir zihinsel tablo oluşturmayı seviyoruz.
Merhum Z. Gündüzalp’in “İnsan ne düşünüyorsa odur.” Dediğini çok duyduk. Anthony Robbins, Sınırsız Güç kitabında insanların hayal kurarken ve düşünürken kullandıkları “olumsuzluk” imajlarını en kötü engel olarak görür. Her büyük başarı bazen yüzlerce başarısızlığın arkasında parıldar. Oysa eski bir Rus imparatoru “yenile yenile yenmeyi öğrendiğini “ söyler. İnsan her teşebbüsünde hedefine ulaşamadığında bunu başarısızlık olarak görürse bulunduğu noktada çakılır. Oysa durumu yeniden inceleyen insan için her başarısızlık başarıya bir adım daha yaklaşmanın işaretidir.
Ani yükselişlerin ise gerçek başarıyla ilişkisi yoktur. Bir balon gibi patlar ve söner. Hayalimizde yaşadığımız iç konuşmaların fiillerimizde oluşturduğu sınırlara bakınız: “Zengin olmak mı? Bu iş için büyük sermaye lazım. Yazar olmak mı? Konuşmasını bile bilmiyorum; annemin karnında böyle bir şey öğrenmedim. Meydanlara çıkıp ‘benim işçim,benim köylüm’ diye konuşmak mı? Ben Süleyman değilim.” Sevgili kardeşim... Ya siz ne siniz? Erkek ve kadın arasındaki küçük bir farktan başka kimin beyni kimin beyninden küçük veya büyük. Kaderin sahibi kimseyi başarısızlığa zorla mahkum etmemiştir. Ortamın sürükleyişine kendimizi kaptırdığımızda “Ortam sürükleniyorsa sürünmekten başka yapacağımız hiç bir şey yoktur.” Ne yazık ki en çok ihmal ettiğimiz görevlerimizden biri dinimizin ilk emridir. Az okuyoruz veya hiç okumuyoruz.


Başarılı bir insanlar topluluğuna takılıp başarıya uçmuyorsak başarının dinamiklerini incelemeliyiz. Başaranların hayatı ve yaptıkları bu konuda bize yol gösterecek en açık ışıktır. Başka türlü bizi pasifize eden kendi kalıplarımızdan kurtulamayacağız. Fıtrat kanunlarının işleyişini bilmek zorundayız. (Muhammed Bozdağ)
Sağ deyi
Sağ deyi, sözcüklerin söyleniş özelliklerine dikkat ederek sözcükleri söylerken seslerin değerini vererek hecelerin vurgusuna, uzunluğuna, kısalığına önem vererek seslendirmektir. Her sözcükte ses baskısı “ şiddet vurgusu” yapılması gereken bir hece bulumaktadır. Türkçede şiddet vurgusu diğer adıyla da kelime vurgusu genellikle son hecede bulunur. Yabancılar Türkçe konuşurken çoğunlukla ilk heceye vurgu yaptıkları için konuşmaları garip bir havaya bürünür.
Sağdeyi kuralları;
1. Türkçede genellikle şiddet vurgusu son hecede bulunur.
2. Yer adlarında vurgu ilk hecede bulunur. Örnek; Akara, Denizli vb.
3. Zarf ve bağlaçlarda ise vurgu ilk hecede bulunmaktadır. Örnek; Belki, henüz, ansızın, ayrıca, hatta, önce, sonra, yalnız, ancak, nasıl, niçin, hangi vb.
4. Cümle içinde kelimelerin sonuna eklenip takılan bazı parçalarda vurgu almazlar, vurgu onlardan önceki hecede kalır. Örnek; gelirse, evdeyim, gelme, geldi mi, bence vb.
5. Süresi uzun olan heceler dilimize yabancı kelimelerden geçmiştir. Örnek; katil, makbule, edebi, ziya, hazine
6. Türkçede “ğ” ünsüzü kendinden önce gelen ünlü üzerinde etki yaparak bulunduğu hecenin uzamasını sağlar. Örnek; çağdaş-çadaş, ağlamak-alamak vb…
7. Türkçede ilk hecelerde “y” olduğu zaman gevşeyerek kendinden önceki ünlüyü etkileyip heceyi uzattığı görülür. Örnek; böyle-böle, söylemek-sölemek






Alıştırma - Sağdeyi

Atatürk’ün Gençliğe Hitabını sağdeyi kurallarına dikkat ederek okuyalım. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk gençliği, birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün , istiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait çok namusait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaitlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! Bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Mustafa Kemal ATATÜRK (Nutuk, 1927)

Söz Noktaları

Durağın öbür ismi de söz noktalarıdır. Üç tür durak vardır Kısa Süreli Duraklar Kısa süreli duraklarda soluk alınmaz veya çok hafiften alınır.
Kısa süreli duraklar;
Hitaplardan sonra, . Çok kısa cümlelerden sonra, . Biçimce bağlı cümleciklerden sonra, . Kısa arasözlerin başında ve sonunda, . Uzun cümlelerde, öznelerden sonra, . Eş görevli söz öbeklerinin sıralanışından sonra, . Ünlem ve ünlem görevli öğelerden sonra, . Ki’li ve başka yancümleciklerden sonra, . Cümle başı bağlaçlarından sonra, Sıralı cümlelerin cümleciklerinden sonra . Soluğunuzun yetişemeyeceğini anladığınız yerlerde. Uzun cümlelerin ortalarında yapılır.
Normal Duraklar
Normal duraklarda soluk verildikten sonra söze başlamadan önce uygun bir şekilde soluk alınır daha sonra söze başlanır.
Normal süreli duraklar;
. Cümle bittikten sonra, Üst üste iki nokta işaretinden sonra, Noktalı virgül işaretinden sonra, Anlamca bağlı cümlecikler arasında, “Ve” bağlacından sonra, Karşıt duygu ve düşünceleri yansıtan söz dizinleri arasında, Uzun arasözlerden önce ve sonra, Diyaloglar arasında, Sorular ve yanıtlar arasında, Uzun olan bağlı ve sıralı cümlecikler arasında yapılır.



Uzun Süreli Duraklar
Uzun süreli duraklar soluk alma ve vermenin birkaç kere tekrarlanabileceği yerlerdir.
Uzun süreli duraklar; Konuşma metinlerinde bölümler arasında, Anlamlı susuşların gerektiği yerlerde, Paragraflar arasında, Dize kümeleri arasında yapılır.

UYGULAMA FAALİYETİ
İşlem Basamakları Öneriler
. Öneriler doğrultusunda doğru söylenişe ulaşmaya çalışınız.
. Fonetik alıştırmalarını başta yavaş yavaş ve gittikçe hızlanacak şekilde sürekli tekrarlayınız.
. Kullandığınız ünlüleri doğru telaffuz ettiğinizden emin olunuz.
. Öneriler doğrultusunda iyi bir boğumlanmaya sahip olmaya çalışınız.
. Açık anlaşılır bir konuşmaya sahip olmanızın kelimeleri iyi boğumlamanıza bağlı olduğunu unutmayınız.
. Boğumlanma alıştırmalarını sürekli olarak, yüksek sesle okuyunuz.
. Alıştırmalar egzersiz amaçlı oluşturulmuş olduğundan okuduğunuz metinlerin anlamlarına önem vermeyiniz.
. Kelimeleri iyi boğumlayıp boğumlayamadığınızı anlamak için birkaç kere alıştırmalarınızda sesinizi kayıt edip daha sonra dinleyiniz.
. Unutmayınız, farkında olmadan bazı heceleri yutuyor olabilirsiniz. Bunu da sesinizi dinleyerek kendiniz tespit edebilirsiniz.











ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME - ÖLÇME SORULARI
1. Ağzımızdan bir kerede çıkan ses topluluğuna ne ad verilir?
A) Harf
B) Hece
C) Kelime
D) Cümle
2. Ses aletinin hareketiyle bir çok hecenin farklarının belirtilmesine ne ad verilir?
A) Boğumlanma
B) Durak
C) Söyleniş
D) Ulama
3. Ses organları tarafından seslerin doğru yerden ve doğru zamanda çıkmasına ne denir?
A) Fonetik
B) Ulama
C) Boğumlanma
D) Sağdeyi
4. Aşağıdakilerden hangisi hareket etmeyen boğumlanma organlarından biri değildir?
A) Çene
B) Diş
C) Diş etleri
D) Damak
5. Söz akışına pürüzsüzlük ve tatlılık veren aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sağdeyi
B) Söyleniş
C) Boğumlanma
D) Ulama



6. Sözcüklerin söyleniş özelliklerine dikkat ederek, sözcükleri söylerken seslerin değerini
veren, hecelelerin vurgusuna, uzunluğuna, kısalığına önem vererek seslendirmeye ne
ad verilir?
A) Diksiyon
B) Sağdeyi
C) Söyleniş
D) Ulama
7. Türkçede genellikle şiddet vurgusu hangi hecede olur?
A) İlk
B) İkinci
C) Üçüncü
D) Son
8. Zarf ve bağlaçlarda şiddet vurgusu hangi hecede olur?
A) İlk
B) İkinci
C) Üçüncü
D) Son
Sorulara verdiğiniz cevapları, modülün sonundaki cevap anahtarıyla karşılaştırınız.
. Yanlış cevaplandırdığınız soruyla ilgili konuyu tekrar gözden geçiriniz. Bu test sizin diksiyonla ilgili konulardaki bilginizi ölçmeye yöneliktir. İyi bir diksiyon sahibi olmak istiyorsanız konuların içinde geçen alıştırmaları mutlaka uygulayınız.
Alıştırmaları uygularken zaman zaman sesinizi bir kayıt cihazı kullanarak kayıt edin ve sonra dinleyerek kendi hatalarınızı kendiniz bulunuz. Eski kayıtları saklayarak kendinizde oluşan gelişmeleri takip ediniz.
MODÜL DEĞERLENDİRME
Aşağıda belirtilen konulardaki metinlere, bu modülde öğrendiğiniz diksiyon kurallarını uygulayarak çalışınız.
İçinde birkaç karakterin bulunduğu kısa bir masalı okuyunuz. Beğendiğiniz bir şiire hazırlanarak okuyunuz. İstediğiniz bir konu hakkında kısa bir konuşma yapınız.


Konularla ilgili alıştırmaları tekrar tekrar uyguladığınızda güzel ve etkili konuşarak iyi bir diksiyona sahip olunacaktır.
…………………………………………………………...
AÇIKLAMA: Bu faaliyeti gerçekleştirirken aşağıdaki dereceleme ölçeğini öğretmeniniz dolduracaktır. Sadece ilgili alanı doldurunuz. Aşağıda listelenen davranışları öğrencide gözleyemediyseniz (0), zayıf nitelikte gözledinizse (1), orta düzeyde gözlediyseniz (2) ve iyi nitelikte gözledinizse (3) rakamının altındaki ilgili kutucuğa X işareti koyunuz.
Değerlendirme Kriterleri Değer Ölçeği 0 1 2 3
1 Doğru soluk alma yöntemini kullanma
2 Selenleri kusursuz bir şekilde kullanabilme
3 Durakları yerinde ve süresine uygun yapabilme
4 Tonlama yapabilme
5 Ses bükümü yaparken doğal olabilme
6 Söyleniş kurallarına uygun konuşabilme
7 Kelimeleri iyi boğumlayabilme
8 Ulamayı yerine getirebilme
9 Sağdeyi doğru yapabilme
10 Alıştırmaları düzenli olarak uygulayabilme
Toplam:
Düşünceler:........................................................................................................
MODÜL DEĞERLENDİRME

Değerlendirme
. Öğrenci derecelendirme ölçeği listesindeki davranışları sırasıyla uygulayabilmelidir. Hangi davranıştan 0 ve 1 değer ölçeğini işaretlediyseniz o konuyla ilgili faaliyeti tekrar etmesini isteyiniz.
Almış olduğunuz eğitimle etkili ve güzel Konuşmayı sağlayacak yegane temel olan diksiyon yöntemlerini öğrenmiş oldunuz. Diksiyon dersi için sadece konuların öğrenilmesi önemli değildir. Bu derste esas nokta alıştırmaları sık sık uygulamaktır. Alıştırmaları uygulayarak güzel bir diksiyona kavuşabilirsiniz. Size gösterilen kuralları günlük konuşmalarında da kullanmaya dikkat ederseniz konuşmalarınızdaki kusurları ortadan kaldırabilirsiniz. Anlayamadığınız bir konuyla ya da zorlandığınız alıştırmalarla ilgili öğretmeninize danışabilir, size yol göstermesini isteyebilirsiniz.
. Diksiyon dersinde öğrendiğiniz konuları konuşmalarınıza uyarlayarak başarılı olabilirsiniz. Sadece konuları öğrenmeniz size bilgi olarak katkıda bulunsa da güzel ve etkili konuşma yeteneğini size kazandırmayacağını unutmamalısınız. İlk alıştırma çalışmalarınızda sesinizi kayıt ediniz, sonra zaman zaman kaydediniz. Belli bir süre sonra ilk kayıtlarınızı dinlediğinizde kat ettiğiniz mesafeyi siz de fark edeceksiniz.
Ölçme ve değerlendirmedeki soruları ve işlemleri yapabilmeniz bu modülü başarıyla tamamladığınızı gösterir; ama alıştırmaları uygulamanız şartıyla. Böylece bu modülle ilgili tam öğrenmeyi sağlayarak diğer modüle geçebilirsiniz. Diğer modülde başarılı olmanızın temelinin bu modüldeki uygulamaları yapmak olduğunu da unutmayınız. . Ölçme soruları ve performans testinden başarılı olamazsanız bu modülü tekrar etmeniz sizin için daha yararlı olacaktır.
CEVAP ANAHTARLARI
ÖĞRENME FAALİYETİ 1 CEVAP ANAHTARI
1 A
2 B
3 C
4 A
5 B
6 D
7 B
8 C
9 B
10 D

ÖĞRENME FAALİYETİ 2 CEVAP ANAHTARI
1 B
2 C
3 . C
4 . A
5 . D
6 B
7 . D
KAYNAKÇA
GÜRZAP, Can (2004), Konuşan İnsan, İstanbul,Yapı Kredi Yayınları
ŞENBAY, Nüzhet (1993), Söz ve Diksiyon Sanatı, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları
ŞENBAY, Nüzhet (1991), Alıştırmalı Diksiyon Sanatı, İstanbul, M.E.B
VURAL, Birol (2005), Doğru ve Güzel Konuşma, İstanbul, Hayat Yayıncılık
YAMAN, Ertuğrul (2001), Diksiyon I-II, Ankara, YA-PA Yayınları